Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

KRİTİKLER 

Serdar ULUER - Meriç ENERCAN

GURUR DUYUN

 ( 16 EYLÜL 2001 )

Meriç ENERCAN/İZMİR

ÖNCE taraftarları saldırıya uğradı, üç yaralı verdi, sonra onlar.. Sahayı incelerken, tribünden yağan yüzlerce pet şişe ile ``su şirketleri masteri'' yaptılar.

Sonra hakem Tozlu'nun kafasını duman etti Göztepeliler.. Bir bozuk para yarığıyla oynattı maçı.. 17 dakika geç başlattığı karşılaşmada yarık kafası, öylesine tribünde kalmıştı ki sahayı görmedi, gördüğünü de anlamadı Tozlu dumanlı hakem..

Futbol oynamak değil, oynatmamak için sahaya çıkan 11 sarı kırmızılı adam, 90 dakika boyunca itti, kaktı, vurdu.. Ama başedemediler..

Sonra çirkin düdüklü, kara gömlekli adam girdi devreye, süldürdü amansız saldırıyı.. Maç 0-0 iken Yılmaz'ın attığı golü iptal etmek için, iki kişiyi peşine takmış giderken, ``Cafer, arkaya çifte attı'' iddiasında bulundu ve yedi buz gibi golü.. Yetmedi, yardımcısının devam dediği ``topa müdaheleyi'' faule dönüştürüp, Ersen Martin'e golü attırdı.

Tekme-tokat gırla giderken, elini cebine sadece ``itiraz kartları'' için atabildi.

Yedi bitirdi Ankaragücü'nü Kadir Tozlu..

Tüm bunlar olurken, sakin olmaya, futbol oynamaya çalışan 11 sarı lacivertli adam vardı Alsancak Cehennemi'nde.. Her türlü engele rağmen, futbol oynamaya, gol atmaya çabaladılar. Gençlerbirliği maçının aksine çok dikkatli hatta bazen ürkektiler.. Ama sonuna kadar savaştılar.. Kaleci Silva'dan Cafer'e, Burak'tan genç Hüseyin'e kadar hepsi yüreğini koydu sahaya.. İyiler yenildi ama yıkılmadı..

Başkente son yılların en büyük keyfini yaşatan, kederden değil mutluluktan ağlatan ``Ankaragücü delikanlıları'' başları dik terkettiler sahayı.. Çünkü onların utanacak, başını eğecek hiçbir kusurları yoktu..

Ve onlar, Ankaralılara yaşattıklardı mutluluklar karşılığında bir büyük desteği hakettiler.. Yeni mutluluklar, keyifler için etraflarında kenetlenilmeyi, onore edilmeyi, sevgiyi ve hoşgorüyü haketti, Başkentin aslanları.. Haydi Ankaragüçlüler, şimdi birlik olun, sarılın onlara..

Ve benim gibi ``bu çocuklarla gurur duyun..''

 

RELAKS ÇİĞNEYİN

( 16 EYLÜL 2001 )

Serdar ULUER 

Ankaragücü'nü yenmenin verdiği rehavet bir yanda, UEFA stresi diğer tarafta. Kocaelispor'un gücü de ortada.. Eee, o halde bu maçtan zaten fazla birşey beklemek hata olurdu. ``Sakin olun, Relaks çiğneyin..''

Hikmet Karaman takımının teknik üstünlüğünün farkında. Orta alanda Gençlerlilerin pas hatalarından yararlanıp, hızlı top çevirerek oyunu rakip alana yığmaya çalışıyor. Fakat düşünemediği Youla ve M'Bayo'nun sürati. O halde gevşeyin, gevşeyin, Relaks çiğneyin..

Kongolu ufak adam, dev yapılı Kocaelispor defansının başını döndürüyor. Gineli bundan yararlanıp golü buluyor. Gençlerbirliği 1-0 önde. Teknik Direktör Walter Meeuws'un tam istediği fırsat. Rakip üstüne gelecek, kontrataklarla iş bitirilecek. Sebahattin Bitirim, Beyhan'a yapılan penaltıyı göremiyor. Olsun önemli değil. Demek ki takım yükleniyor. Daha da rahatlayın, relaks, relaks..

Kapı çalınıyor. Serdar, Ayew, Cihan, Kaan Dobra'nın yerine giren Lazarov eşiğe dayanmış, pozisyon kokluyorlar. Tolga, İsmail Güldüren hata üstüne hata yapıyor. Manevi evlat, yine kuş uykusunda. Dokunulmazlığı var, sesinizi çıkarmayın.. Sakin olun, beraberlik gelmiş de ne olmuş. Relaks, relaks çiğneyin..

Topu tutup, rakip sahaya atacak adam yok. En azından rakibin peşinden koşmaya çalışan Mehmet Ali çıkıyor ama, Filip hala sahada.. Rakip öne geçiyor. Garibim İdris, çabalıyor. Youla'ya ``al da at'' deyip ikinci golü attırıyor. Son saniyelerde enfes bir top ortalıyor ama kader anını değerlendiremiyor top cambazı Tarık Usta, kaçırıyor fırsatı.. Olabilir, üzülmeyin.. Relaks çiğneyin..

Perşembe günü gelin, tribünleri doldurun. Walter Meeuws ustanın İsveçlilerin başına ne çoraplar ördüğünü, Halmstads filelerine giden golleri izleyin.. Hayal edin, hayal edin.. Relaks çiğneyin..

 

 

HADDİNİ BİLEN KAZANDI

( 08 EYLÜL 2001 )

Serdar ULUER

 Gençlerbirliği'nin sağanak gibi yağan golleri geldikçe, Ankaragücü seyircisi ``Gençler'e Başkent'ten UEFA'da destek yok'' diye bağırıyordu. Fark attıkça, daha da hırslandı sarı-lacivertli taraftarlar.. Sanki suçlu sahada görevlerini yapan Gençlerli futbolcularmış gibi, her sakatlıkta ``ohh ohh'' çekerek kardeşliği yaraladılar.

Oysa, yenilginin asıl sorumlusu son haftalarda televizyonlar arasında mekik dokumaktan bu maça iyi konsantre olamayan sarı-lacivertli ekibin Teknik Direktörü Ersun Yanal'dı.. Öyle ki, genç patron sanki rakibini  izlememiş gibi, oyun sisteminde hiçbir önlem almadan Youla ve M'Bayo'nun önüne Hakan Kutlu ile Adem'i dikmişti. İşte bu affedilmez hata, maçın skorunu belirleyiverdi.

Buna karşılık Walter Meeuws erdemlilik göstermiş, hatasını kabullenmiş.. Önce Beyhan ile savunmasına alan derinliği, Nihat'ın yanına kattığı Ferdi'yle de orta alanına enerji aşılamıştı. Futbolcularına oyunu kendi alanında kabul ettiren Belçikalı hoca, bu taktik farklılıkla tarihi skorun mimarı oldu. Youla ve M'Bayo, attıkları ve attırdıkları gollerle güne imzalarını attılar. Haftalardır eleştiri duvarında kurşuna dizilen Filip bile, dün arkadaşlarına ayak uydurmaya çalıştı. ``Manevi evlat'', penaltı yaptıran İsmail Güldüren gibi hücum ve savunma arasında mekik dokudu.

Maçın skorunu etkileyen bir başka isim, Erol Ersoy ve yardımcısı Aykut Gümülü'ydü.. Ersoy, İsmail Güldüren'i yaka paça yere indiren Da Silva'ya kırmızı kartını çıkarmayarak hem kendini komik duruma düşürdü, hem de haftalardır hakemlerini koruyabilmek için ne yapacağını şaşıran MHK Başkanı Bülent Yavuz'a savunma yapabilecek kelime bırakmadı. Gümülü ise sanki ilk kez bayrağı eline almış acemi yardımcılar gibiydi. Hangi pozisyon ofsayt, hangisi değil diye karıştırmaktan, gollük atakların içine etti.

 

SURATINI DAĞITIRLAR

( 08 EYLÜL 2001 )

Meriç ENERCAN

1980 kuşağı özelliği midir bilinmez, kapalı yerdeki kavgalarda sırtımızı hep duvara verirdik.. Eğer kalabalık ve açıkta isek, güvendiğimiz arkadaşlarla sırt sırta gelirdik. Böylelikle en azından anlık güvenlik sağlardık. Yıllar geçti, kavga gürültü çağını geçirdik ama, izi aklımda hep kaldı.

Ankaragücü, ``bunlar da kim'' havasında çıktığı maçta 8 kişiyle savunma yapıp, her topu ilerdeki Youla ve M'Bayo'ya vuran Gençler'e çarpıldı. Kimse arkasına bakmadı, yardım etmedi. Başından belliydi böyle olacağı.. Ersun Yanal'a, ``Gençler kapanıp, iki Afrikalısıyla kontra atacak'' bilgisi üç gün önce gelmişti ama, ya ciddiye almadı ya da anlamadı.

Kaleci Da Silva yetersiz ve çaresizdi. Hakan Kutlu-İsmet-Adem'den oluşan defans sefilleri oynarken, Victor Hugo'ya ``ellerine sağlık'' diyordu. Orta alan, hemen her topu kaybetti. Forvetler ise iş işten geçtikten sonra golü başardı. Takım olarak, ``Atı alanın Üsküdar'ı geçtiğini'' çok geç farkettiler. Gecenin en iyisi, 5 farka rağmen takımını sonuna dek destekleyen ve 5-2'de sadece ``Teşekkürler Ankara'' diye hicveden Ankaragücü taraftarı idi.

Gençlerbirliği, ilk yarıda 9-10 tane kontratak attı, üç de gol.. İkinci yarıda değişen birşey yoktu. ``8-2 sistemindeki oyun disiplinini bozmadan'' oynadı. Yine 6-7 kontratak yaptı, iki de gol buldu.

Antalyaspor galibiyeti, Malatyaspor zaferinin ardından, Fenerbahçe maçı öncesi abartılan, yersiz ve anlamsız biçimde havaya sokulan Ankaragücü takımı, iki dersi birbiri ardına aldı.. Önce Fenerbahçe, sonra da Gençlerbirliği..

Yaşam, tecrübeler bütününden alınacak acı ve tatlı derslerle doludur. İyi niyetli olmak, çalışkan olmak, bilimsellik, inanç ve hırs, elbette çok önemli. Ancak, aklını iyi kullanmak, bilgiyi doğru yönlendirmek de..

Ve bunların da ötesinde, sırtını sağlama almak.. Yoksa, adamın böyle suratını dağıtır, ne yaptığını bilmez hale getirirler..

 

BELÇİKALI DOSTLAR!

(25 AĞUSTOS 2001)

Heylens ve Peruzoviç'ten kurtulana kadar canları çıktı ama Başkan İlhan Cavcav geçmişi çabuk unuttu herhalde.. Veya yeteri kadar ağzı yanmamış olacak, çok arayıp buldu Walter Meeuws Hocayı.

Serdar ULUER

Bu Gençlerliler, Belçikalılardan çektiklerini kimseden çekmediler. Heylens ve Peruzoviç'ten kurtulana kadar canları çıktı ama Başkan İlhan Cavcav geçmişi çabuk unuttu herhalde.. Veya yeteri kadar ağzı yanmamış olacak, çok arayıp buldu Walter Meeuws Hocayı.

El insaf.. Bir teknik adam bu kadar dar bir çerçeveden sahaya bakabilir. Baskılara dayanamayıp Beyhan'ı libero, Lawal'ı da forvet oynattı Meeuws.. Savunma rakibe iki pozisyon verdi. Biri gol oldu, diğeri penaltı. Şimdi Belçikalı çıkıp ``benim sistemimde de böyle rastlantı golleri yiyorduk. Oyun sistemimi niye eleştirdiniz'' diyerek karşı taaruza geçebilir. Hadi haklı olduğunu kabul edelim... Peki ama Diyarbakırspor ve Samsunspor maçlarında tam altı gol atmış bir forveti bozup, Youla'yı kenarda oturtmasına ne demeli?.. Tarık'ı oyundan alıp Mustafa'yı sahaya süren bir kenar yönetim, bu oyuncuların niteliklerini birbirinden ayırt edemez mi? Mustafa mı, yoksa Thomas mı hücumda daha etkili olabilir acaba? Dahimiz Mustafa'yı ofansif oynatıp, Thomas'ı defansın önünde görev yapmasını uygun buldu. Bitmedi... Filip'in özel kontenjanı mı var? Böyle bir oyuncuya, önceki maçları da katarsak, 242 dakika nasıl sabradilebilir? Manevi evladı M'Bayo'ya yerini bıraktıktan sonra Lawal'ı sol kanada çeken Meeuws, tek forvetle İstanbulspor savunmasını nasıl çökertmeyi düşündü acaba? Ben çözemedim.. Anlayan varsa bir de bana anlatsın..

Peki, Ömer'e ne demeli? Tam oynama şansı yakalıyorsun, kırmızı kartla oyun dışı kalıyorsun. Hadi bu maçta Bushi'ye yaptığını Kazım Erçakır abarttı diyelim, peki öncekiler. Geçen yıllarda da hep aynı hatayı tekrarlamadın mı? O halde kapıları yumruklayacağına, önce kendi kafanı yumrukla da, aklın başına gelsin!

Alper ve Tarık'a gelince.. Her ikisine de bence zaman tanımakta yarar var. Alper daha çok genç. İkinci ligden yeni geldi, tecrübesi az. Tarık'ın ise güçlenmek için biraz zamana ihtiyacı var. Yıllardır bağrına taş basıp tribünde takımını alkışlayan Gençlerbirliği taraftarı, her ne kadar haklı isyan ediyorsa da adresi şaşırmayıp, Tarık ve Alper'e sahip çıkmalı..

Son sözümüz ise Kazım Erçakır'a.. Sahanın en iyisiydi. Tüm kararlarında haklıydı. Herşeyden önemlisi çok koştu, pozisyonları yakından izledi. Yardımcısı Birol Budan kaçırdığı ofsaytta Allah'dan İsmail Güldüren Mehmet Yozgatlı'ya gol imkanı tanımadı da, bir çuval incir rezil olmaktan kurtuldu.

 

RÜYALARIN TAKIMI

(19 AĞUSTOS 2001)

Onbeşbin Başkentli, yıllar sonra yürekleri coşkuyla, gururla dolmuş olarak evlerine dönüyorlardı. Hepsinin ağzında aynı sözler dökülüyordu, ``bekle bizi Fenerbahçe, Rüştü Saraçoğlu'nun tılsımını bozmağa geliyoruz..'' Ersun Yanal'ın inanmışlar ordusu taktı Ankara'yı peşine.. Gidiyorlar hedefe.. Yolları açık ola..

 Serdar ULUER

 Bundan tam 20 yıl 3 ay 6 gün önceydi. 13.5.1981 günü Bolu'da Türkiye Kupası Ankaragüclü futbolcuların elinde havaya kalkarken stat yıkılıyor sanmıştım. Ardından 3.6.1981 günü Trabzonspor karşısında elde edilen 1-0'lık galibiyetle gelen Devlet Başkanlığı Kupası coşkusu... Unutulur gibi değildi o günler. 1990-1991 sezonunu bitiminde yine Trabzonspor'u 3-1 mağlup ederek kazanılan Başbakanlık Kupası'nda bile o hazzı tadamadı bir çok Ankaralı.. Ardından yıllar birbirini kovaladı. Saman alevi gibi bir iki maç kazanıldı ama hiç biri o muhteşem başarıların açlığını gideremedi.

O günlerden bu yana Ankaralıların içi yanıyor. Ne zaman bir kıvılcım görseler takımlarında, 19 Mayıs Stadı'nın tribünlerini dolduruveriyorlar. Ama bu kez farklı gibi gözüküyor.. Bir sezon öncesi başlayan sinyaller giderek güçleniyor. Hazırlık maçlarında rakiplerini silindir gibi ezen Ersun Yanal'ın öğrencileri, lige gümbür gümbür girdiler. 8-1'lik Antalyaspor galibiyetini izlemeyenler, ``acaba'' diyorlardı. Fakat Malatyaspor karşısında 6-0'luk skor düşmanların dudağını uçuklattı, kıskananları orta yerinden çatlattı.

Gerçekten görülmeye değerdi dünkü karşılaşma. Malatyaspor Teknik Direktörü Yücel İldiz korkudan ne yapacağını şaşırmıştı. ``Etten duvar'' ördürmeye kalktı takımına. İlk yarı boyunca da oyunu dar alana sıkıştırıp, amacına ulaştı. Fakat Niyazi'nin sağ kulvardan getirdiği bir iki topla rakibini sallayan Ankaragüçlü futbolcular, Keendy'nin soldan enfes ortasına Agustinin attığı kafa golüyle bu düğümü çözmeyi bildiler. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. İldiz hata üstüne hata yapıp, Yanal'ın ekmeğine yağ sürdü.

Aslına bakarsanız Ankaragücü'nün buna hiç mi hiç ihtiyacı yoktu. Çünkü ikinci yarıda tempoyu yükseltip, rakibini şaşkına çeviren presiyle rakip ceza alanına çöreklenen sarı-lacivertli futbolcular, Rogerio, Agustine, Yılmaz ve Hüseyin'in sağanak gibi inen golleriyle gövde gösterisi yapıyordu.

Tribünlere umutla koşan Ankaralılar, ``acaba'' sorusunu unutmuşlardı maç sonunda. Onbeşbin Başkentli, yıllar sonra yürekleri coşkuyla, gururla dolmuş olarak evlerine dönüyorlardı. Hepsinin ağzında aynı sözler dökülüyordu, ``bekle bizi Fenerbahçe, Rüştü Saraçoğlu'nun tılsımını bozmağa geliyoruz..''Ersun Yanal'ın inanmışlar ordusu taktı Ankara'yı peşine.. Gidiyorlar hedefe.. Yolları açık ola..

 

BURASI TÜRKİYE

(19 AĞUSTOS 2001)

 Körler memleketinde şaşılar padişah olabilir ama, burası Türkiye... Gençlerbirliği'nde bugüne kadar kimse ``ben bildiğimi okurum'' diyemedi, dedirtmediler. Bu yüzden de, bu takım buralara geldi, kupalar aldı. İnat etme Meeuws Hoca, gel vazgeç bu sistemden.

 Serdar ULUER

 Walter Meeuws Hoca ister kızsın, ister darılsın. Buna iş kazası değil, düpedüz saflık derler. Belçikalı Hoca kendi ağzıyla söylüyor; ``2 maçta sekiz pozisyon hatası yaptık. Bunun altısı gol oldu. Dört puan yitirdik.'' Trabzonspor ve ASAŞ maçlarını da bunlara eklersek, dört maçta 11 gol filelerden çıkarıldı. O halde bu sistem hatalı. Bir başka deyişle, eldeki oyuncuların kapasitesi ve yetenekleri, liberosuz oynamaya olanak tanımıyor.

Körler memleketinde şaşılar padişah olabilir ama, burası Türkiye... Gençlerbirliği'nde bugüne kadar kimse ``ben bildiğimi okurum'' diyemedi, dedirtmediler. Bu yüzden de, bu takım buralara geldi, kupalar aldı. İnat etme Meeuws Hoca, gel vazgeç bu sistemden. Yanlışından dönmek erdemliliktir. Gerisini söylemeye ne dilim varıyor, ne elim yazıyor. Anla gayrı..

İstersen bazı noktaları biraz daha aydınlatalım. Maç boyunca savunmanın iki kanadındaki Mehmet Ali ve Filip'in oyuna tek bir katkıları olmuyor. Ne hücuma çıkabiliyorlar, ne kademeye girip defansta bir işe yarıyorlar. M'Bayo bal yapmayan arı gibi. Boşa koşup duruyor, kaleye gitmiyor, gol pası üretmiyor. Yana oynayıp duruyor. Tarık da, Thomas da güçsüz.. Diğerlerini saymaya gerek yok. İstatistikler yalan söylemeyeceğine göre, sahada eksik mücadele ediyor takım. Bir de çok kötü oynamalarına rağmen dokunulmazlığı olan oyuncuların değiştirilmediğini hatırlarsak, o zaman kazanmanın hayal olduğu gün gibi ortaya çıkıyor

Serkan'ın, Ferdi'nin, Beyhan'ın Ömer'in geçen sezon bu takımı zirveye çıkardığını kimse unutmadı. Demek ki bu gençler, takıma çok faydalı oyuncular. Onlardan yararlanmak bir teknik adam için kendi ekmeğine sağ sürmektir. Tarihten ders almak ise yetenek işi. İşinizde ne denli becerikli olduğunuzu artık ıspatlamanın zamanı geldi de, geçiyor bile..

Son sözümüz hakem Sabit Hacıömeroğlu'na.. Sezon başı olmasına rağmen iyi maç yönetti. Biri hariç çaldığı tüm düdükler ve çıkardığı kartlar doğruydu. Bir de 59. dakikada Mehmet Hilmi'nin ayağından açtığı topun avuta çıkacağını gördüğünde kendisini yere atmasına penaltı düdüğü çalmasaydı, dört dörtlük bir yönetim göstermiş olacaktı.